Sunday, May 29, 2011

Bizim bir ilkimiz!

Benim ilk, Derek'in yepyeni ilk ve bizim kucuk ailemizin tamamen ilk beraber alinmis buyuk hediyesi!!!

Yeni arabamiz...


4 kapili, arka yatak uzunlugu eski arabamizin ayni vs otomatik...  Ustunun kapagi da 2 haftya hazir olacakmis. Simdilik elimizde iki araba olsa da insallah eski arabamiz cabuk bir sekilde satilacak.



Simdi eski arabamizin resimlerini cekmeye Crissy Field'e gidiyoruz. :)

Dun bizim icin ozel bir gun oldu!  

Wednesday, May 11, 2011

Derek'den Meksika Resimleri

Iste bir kac resim daha ... Buraya tiklayin

Resimlerde de goreceginiz uzere cogunlukla kat kat giyinmeyi tercih ettik! :)

Tuesday, May 10, 2011

Iste Maceramizin cok kisa bir ozeti!

Kisa dedigime bakmayin... Parmaklarimdan geldigince anlatacagim ama anlatacak o kadar cok sey ve paylasacak o kadar cok resim var ki o ince detaylari bir ay sonra yuz yuze anlatmaya saklamayi tercih ediyorum.


Simdi gelgelelim hazirlik safasina.  En onemli iki oge uyuyacagimiz yer ve yiyecegimiz yemeklerdi.  Dolayisiyla isi bolustuk - Derek yatak isini ben de yemek isini ustlendim.


Iste Derek'in hazirliklarindan bazi resimler -
Once barlar hazirlandi.

 

Sonra siltemizi koyacagimiz tahta - Derek tarafindan yapildi.



Ve sonunda sorf tahtalarimiz tepede, arabamiz yuklenmeye hazirdi.



Ben de son derece detayli bir sekilde menumuzu hazirladim ve sonra da seloteyp sag olsun, bir guzelde sudan korunmali hale getirdim planimizi:
Bu menuye gore de alisverisimizi yaptik.  Okumasi zor biliyorum ama gercegini oradayken gosterebilirim.  Soyle bir ornek vereyim: Ilk gunumuzun aksam yemegi - Izgara kofte (onceden evde hazirlanip buzluga konmus), kinoa (pilav tarzi bir urun) ve izgarada biber idi.  Son derecede iyi oldu.  Biraz kum eklemesi ise yemege daha bir tat katti. Bu menunun haftanin ilerleyen gunlerinde epey bir degisiklige ugradigini itiraf etmem lazim.  Ama menu bize bir baslangic noktasi saglamak icindi zaten.  Yeterince yemegimiz olduguna karar verince bazi seylerin yerini degistirmek cok da zor olmadi.  Sonuc olarak butun ana yemekleri bitirerek geri donduk - sossisler, yumurtalar, kofteler, bol brokoliler, asparaguslar, muzlar, elmalar, mangolar, peynirler... hepsi bitti! :)


Yolculuk gununun yayininda da belirtigim gibi yola biraz rotarli ciktik... Saat 4 diye planlamistik ama tabii ki her zamanki gibi tutturamadik ve saat 5'de evden ciktik. Neyse ki fazla bir trafik yoktu.  Saat 7:30'a dogru aksam yemegi molamizi verdik. Highway 5'in uzerinde yoresel bir restaurant'da sasirilacak derecede lezzetli ve sade yemegimizi yedik.  Sabaha karsi 2:30'da sinira 10 dakika mesafedeki yari luks otelimizin yatagindaydik, saatlerimiz 6:30'a kurulu olarak.  Bir onceki aksam sadece 4 saat uyumus olan bendeniz, sabah 6:30'da alarm caldiginda bir turlu yataktan kalkamadi.  Tabii Derek de bana eslik etti! :)  Sonuc olarak saat 7'de kalktik ve yolculuga baslamadan onceki son dusumuzu aldik!  Motel'deki hizli bir kahvaltidan sonra 8:15'de sinira olan yolculugumuz basladi.  Tabii o 10 dakikalik mesafe 10 dakika surmedi, once son kaliteli benzinimizi doldurduk (Derek benzini temizleyecek birseyler almis ve hazirlikliydi), sonra da buzumuzu almak icin Safeway'de durduk.  Ve siniri gecmeden onceki son durak para degistirmek icin oldu. Siniri saat 9:30'da gectik.  Gecerken bizi bir durdular ve buzlugumuz icine baktilar ama onun disinda bir daha hic durdurulmadik - donerken bile!


Tam 5.5 saatte bir kere tuvalet icin durarak kamp yerine varmadan onceki son kasabaya ulastik.  Bu kasaba da depoyu tekrar doldurduk sonra da soguk birer sise bira aldik, kampa ulastigimizda icmek icin.  Tuvaleti bir kere daha kullandik ve ver eline col! :)


Yolumuzun son 60 kilmotresi toplam 1.5 saat surdu ve Derek o yolu en hizli kullanan unvanini aldi (diger insanlara zamanlamamizi soyleyince).  Yolun resimlerini ve filmini hazir olur olmaz sizlerle paylasacagiz.


Tam 4'de kamp yerimize vardik.  Ruzgar deli gibiydi ve su sorfculerle doluydu.  Derek onca saat arabada oturmaktan bikmis bir sekilde kendini disariya atti ve ruzgarin onu cagirmasiyla herseyi birakip ikimizin de yelkenlerini kurdu.  Bir yandan ben ruzgara, oldugumuz yere ve dalgalarin goruntusune alismaya calisiyordum. O sirada SF'den tanidigimiz arkadaslarimiz bizi selamlamaya geldiler - bizim geldigimizi benim yemyesil ceketimden anlamislar.  (O ceketin resimleri icin buraya tiklayin).  Sonuc olarak ben kocamin filmini cekmeye ve sorf isini bir gun sonraya birakmaya karar verdim.  Benim biricik kocam, sudaki butun profesyonellere yorgunlugun hic bir anlama gelmedigini ve kendinin ne kadar harika bir sorfcu oldugunu gosterdi!  Sudan ciktiginda da ocagimizi hazirladi.  Ben zaten yemegi hazir etmistim.  Tek yapilmasi gereken ocagi hazirlayip pisirmekti.


O aksam yatagimizdan baska hic birsey hazirlayamadik.  Ana neden ruzgardi.  Onun icin de erkenden yattik.  Tabii ilk gece biraz ilginc gecti.  Gecenin ortasinda tuvaletim gelmesin diye fazla su icmemeye gayret gosterdim.  Ne de olsa etrafi fazla tanima sansim olmamisti.  Bir de bizim arabanin arkasindan Derek'i uyandirmadan nasil cikacagimi tam cozememistim.  Gecenin bir vakti gozlerimi actim ve karsimda, okyanusun kiyisindaki daglarin arkasindan cikan turuncu ay var!  Gercekten insanin nefesini kesen bir manzara... O ay yukselirken, gokyuzu yildizlarla doluydu.  Ay yukseldiginde ise, okyanus gumus rengine burunmus ve yildizlar o inanilmaz isiga boyun egercesine yok olmuslardi.  Boyle bir manzarada tekrar uykuya daldim....  Sabahimiz ise, gunesin ayni sekilde dogusuyla basladi.  Ruzgar butun gece durmadigi icin kocam biraz huzursuzdu cunku bizim ruzgar duvarimizi nasil kuracagimizi dusunuyordu.  Ama gunesin ilk isiklari ve balinalarin hemen onumuzde oynasmalari butun o stresi aldi goturdu!  


Kabul etmem lazim ki ruzgardan korunma yolunuzu kurana kadar biraz huzursuzdum... Tatilin nasil gecicegini dusunup durdum.  Ama o ruzgar korunmamizi kurar kurmaz ve duzenimizi hazirlar hazirlamaz, hersey degisi verdi.  Birden kendimi gelecek sefer neler getirmemiz gerektigini dusunurken buldum.  Kahvaltidan sonra sahilde yuruyuse ciktik.  Dalgalarin nasil geldigi ve ruzgarin yonu hakkinda biraz bilgim oldu.  Esyalarimizi nasil suya indirecegimize karar verdik ve sonra da kamp yerinde kalan arkadaslarimizi ziyarete gittik.  


Ilk gunun sorfu saat 1'de basladi ve benim icin 4:45'e kadar surdu.  Oglen yemegi icin geri geldigimiz de benim pilim bitmisti... Kocam ise yemekten sonra tekrar bir seans yapti.  Bir sonraki gun o ikinci seferde ben de ona eslik ettim.  Eee ne de olsa biraz alismam gerekti.  Iste bazi resimler...


Once bizim kamp seklimiz:
O gordugunuz tente bizi ruzgardan koruyan en onemli etken oldu ve tatilimiz neredeyse hergunu yani basimizda olan ve saatte yaklasik 55 ile 70 kilometre hizla esen ruzgarlara yenilmedi.  Malzemesi: PVC pipe (plastic kalin su borusu) ve duct tape (koli bandi) idi.


Iki sabahimiz ruzgarsiz ve bol gunesliydi. O zaman da gunesligimizi kurduk ve keyif yaptik...

O iki ruzgarsiz sabahimizi ruzgar geri gelene kadar dalga sorfu yaparak gecirdik. Ve ben ilk gercek dalgalarimi yakaladim.  Bir yandan da yanimizdan "seal"lar eksik olmadi.  Aksam ustleri ruzgar geri geldiginde de sporumuza geri donus yaptik.  Ve iste profesyonel bir fotografci tarafindan cekilmis resimlerimizi en guzel ikisi:


Derek dalganin tepesinde
Nesrin dalgayla basbasa
Bizim sorf yaparken cekilmis resimlerimiz devami ise facebook'da.  George diye bir arkadasimiz da oradaydi ve bu resimleri bize o getirdi.  

Sonuc olarak son gunumuz disinda hergun ortalama 3 saat sudaydik diyebilirim.  Son gun ruzgar epey bir siddetlendi.  Bize bir kucuk boy yelgen kurmak yerine (benim 3.3m2 ve Derek'in 3.6m2 kullanmasi gerekecekti - normalde ben 3.6, Derek ise 4.2 kullandik) kaslarimizi dinlendirip kampimizi rahat rahat sokmeye karar verdik.  Boylelikle Cumartesi sabahi son kere, okyanusu, balinalari ve gunesin dogusunu seyrederek uyanip hafif kumlu kahvaltimizi ettikten sonra saat 7'de yola ciktik.  Yine 1 saat rotarli ama neyse...

Donusumuz macerasiz gecti ve o donusun sonundaki suprizi zaten siz coktan okudunuz.  :)

Iste tatilimizi kisa ozeti boyle...  En kisa zamanda tekrarlamaya kararliyiz - yani seneye ayni zamanda. Artik detayli maceralarimiz ve kameraman Nesrin tarafindan cekilmis ve duzenlenecek filmimiz Turkiye'ye....

[herhangi bir imla hatasi varsa simdiden ozur dilerim.  tekrardan okumaya usendim]


Yorucu bir Carsamba Sonu!



Bu resim ve yazi gecen hafta persembe gunu yayinlanacakti sizlere ama haftanin yogunlugu VE yorgunlugu yayini biraz geciktirdi...

Haftamiz soyle basladi...
Pazar gecesi saat 10'da 8 saatlik araba yolculugumuz sona erdi.  Arabanin ancak yarisini bosaltim, gece yarisina yakin bir saatte yataga girebildik.  Pazartesi gunu ise sanki daha iki gun once colun ortasinda degilmisiz gibi saat 6'da kalkip her zamanki kahvaltimizi gercek bir ocagin uzerinde hazirladik.  Ikimiz de islerimize saat 8'de vardik.  Tamamen dinlemis olarak diyemeyecegim ama en azindan akillarimiz temizlenmis olarak.

Benim isim cok parlak gecmedi.  Ama yeni kararim: 'takmayacagim ve cok sinirim bozulursa is degistirecegim'.  Dolayisiyla simdi daha iyi hissediyorum.  Isteki degisiklikleri baska bir yayina birakacagim simdilik.

Haftanin ortasi ise cilgin hayat devam ediyordu.  Carsamba sabahi saat 4'de kalktim - dus aldim, bir aksam onceden hazirladigim kahvalti, ara yemek ve oglen yemegimi cantama ekledim, arabanin anahtarlarini, pasaportumu ve pasaportluk resmimi alip havaalanina yollandim.  Ucagim saat 6'da San Francisco'dan kalkti ve saat 7:20'de LA'ye vardi.  2 hafta oncesinden ayirttigim arabami alip LA'in cevre yolu trafiginden uzaklasip sahilden Turk Konsolosluguna yaklasik 1 saatte vardim.  Saat 9'daki randevuma 10 dakika gecikmeli gelmis olsam da fazla bir sira yoktu.  Belgelerimi sundugum zaman resmimi begenmediler cunku gulmusum.  Bir aksam once o resmi cektirirken dusunmedim de degil hani.  Beni yolun karsisindaki fotorafciya gonderdiler.  Orada isim yaklasik 10 dakika anca surdu.  9:30 gibi benimle tekrar ilgilenmeye basladilar.  Parmak izi, imza, daha fazla imza ve para degis tokusundan sonra isim saat 10'da bitti.  Havaalanina geri donus yine tam 1 saat surdu - tabii arabayi geri vermeye calisirken kaybolmasaydim daha da hizli geri gelmis olabilirdim ama neyse. :)  Donus ucagim saat 12:15'deydi.  Vakitli bir sekilde ucus kapima geldim ve aldigim magazini kahve esliginde okudum.  Ucakda oglen yemegimi de bitirmemle cantam iyicene hafifledi.  Saat 1:30'da arabama varmistim bile.  Ucus boyunca aklima saclarimi bir hale yola sokmanin zamani geldigini ve bugunun iyi bir secim olabilecegini dusundum.  Dolayisiyla da inis yapip da telefonlarimizi kullanabilir hale gelince, kapiya varana kadar "yelp"den iyi bir kuafor buldum, bize yakin.  Eve vardigimda saat 2 olmamisti daha.  Once kuaforu aradim, bana 2:30'a randevu verdiler! Sonra isle ilgili birkac kod baslattim ki aksam eve geldigimde hazir olsunlar diye.  Sonra da arabaya geri atlayip randevuma yetistim.  Sacimin isi 4:45'de bitti! 5'de de gunun 3. randevusu vardi - Financial Planner bir arkadasimizla Derek'in isinin altindaki cafe'de bulusma.  Saat tam 5'de oradaydim.  Onunla isimiz 7'ye dogru bitti.  Cok verimli oldu.  En azindan su para islerimizi artik bir duzene koyup neyimiz var neyimiz yok anlayacagiz.  Aksam yemegi ve bir sonraki gunun toplantisinin hazirliklarindan sonra gunum saat 11'de sevgilimin kollarinda son buldu.... Ama sonuc olarak iste sacim ve ten rengim:


Tabii bu arada, unutmadan, hem LA'de saat 9'da hem de SF'de aksam ustu hava sicakligi 25 derecenin uzerindeydi... Yani epey bir terledim.

Haftamizin geri kalanina gelince...  Persembe gunu sabahim o her zamanki toplantimla basladi.  Aksamustu ise YMCA'de Yilin Gonullusu unvanina cok onur duyulacak bir sekilde aldim.  Bir onceki gunun verdigi yorgunlukla fazla gece kalmadan eve geri donduk.  Tabii yemek ve bir sonraki sabahin hazirligi derken yine 11'de yataktaydik - genelde 10'da yatmaya calisiyoruz da.  Cuma sabahi her zamanki gibi saat 5'de basladi.  Tek farki, otobusumuz gelmemeye karar verdi.  Dolayisiyla sabahin korunde eve geri gelip araba anahtarlarini alip arabayla gym'e gitmek zorunda kaldik.  Fena da olmadi.  Boylelikle isten eve daha hizli donmus olduk.  Neyse ki Cuma aksami sonunda saat 10:30'da yatabildik.  Cumartesi ise baska bir telas vardi.  Bizim even 1.5 saat mesafede duzenlenen bir sorf yarismasina gitme telasi...  Ikimizde katilmayi cok isterdik ama yarisma Persembe gunu basladi ve Pazara kadar surdu.  Dolayisiyla da bizim katilabilme sansimiz yoktu.  Ama en azindan sponsorumuz oradaydi ve onunla biraz daha zaman gecirebildik.  Pazar gunu sonunda biraz daha gec yataktan kalktik - 9'a dogru.  Sonunda evle ugrasabildim... temizlik ve camasir. :)  Ve tabii sonra da her zamanki sorf. 3 saatlik bir sorf seansindan sonra ikimizde eve gelip rahatlamaya hazirdik...  Boylelikle haftamizi guzel bir sorf seansi ile bitirmis olduk.

Simdi yepyeni bir hafta gunes isiklariyla basladi.  Insallah bu sekilde de devam edecek.

Bir sonraki yayin bizim seyahatimizle ilgili olacak - SOZ!