Oglen yemeginde basima komik bir olay geldi...
Sirketten yakin arkadasim olan Jon ve onun esi ve 5 yasindaki ogluyla oglen yemegine ciktim. Plan, onlarla Ferry Building'e yurumek sonra onlari ailece yalniz birakip yiyecek birsey alip ise geri gelmekti. Nitekim planin ilk basi son derece iyi bir sekilde uygulandi. Ferry Building'e vardigimiz zaman ben onlardan ayrildim, kendime guzel bir et ve patates yemegi aldim ve cikisa yoneldim. Tam cikis kapisina varmisken kahveciden gelen kokuya dayanamayip hazir oradayken bir de kahve aldim. Sonra da kahveciden cikarken kitapciya gozum takildi... Yani bizim cikis kapisi yine ikinci plana itildi. Neyse kitapcida biraz dolanip birsey bulamadiktan sonra tam cikisa yoneldigimde kartpostallari gordum. Ben kartpostal gorecegim de orada en az bir 10 dakika gecirmeyecek miyim?! Hem zaten aklimda sevgili arkadasim Anthony'e kart gondermek de varken...
Neyse elimde torbalanmis oglen yemegi ve mis gibi kokan kahvemle kartpostallara teker teker bakmaya basladim. Aradan bir bes dakika ancak gecmisken arkamda bir ses duydum (ingilizce tabii) - 'Neredensin?'. Once hic onemsemedim, benimle konusacak hali yok ya... Sonra soru tekrarlandi. Arkami dondum. 30-35 yaslarinda bir adam -hafif de Turk'e benziyor. Zannettim ki beni taniyan biri. Soyle adama garip bir bakis attip, 'Turk'um' dedim ve kartlara geri dondum. Yeni bir soru geldi bu sefer - 'San Francisco'yu sevdin mi?'. Gayri ihtiyari 'evet' dedim ve 11 senedir burada yasadigimi soyledim. 'Ha yani buralisin' dedi. Bu sefer adama donup 'niye soruyosun' dedim. Herhalde yuzumdeki bakis adami korkutmus olacak once bir adim geri cekildi sonra da 'oylesine' diye cevap verdi. Ben YINE arkami dondum... Adami yeterince korkurtmamis olacagim ki, devam etti - 'Ben gemi kaptaniyim, sen ne is yapiyorsun' diye yeni sorusunu sordu. Sonra da tabii ki adimi sordu.
Kisa cevaplar, ya da cevapsiz arkami donmeler, bizim kaptani yildirmadi. Son cumlesi soyle oldu, 'Bak su Sahil Guvenlik gemisi var ya, o gemi sudaki samandiralari toplamak icin.' Adama yine bir bakis atip, 'kocam ve ben sorfcuyuz dolyisiyla bu Sahil Guvenligi hem goruyoruz hem de cok yakin arkadaslarimiz var Sahil Guvenlikte calisan.' diye cevap verdim. "Kocam" kelimesinden sonra adamin ne kadar hizli yok olmasi inanilmazdi.
Simdi diyeceksiniz, neden sohbeti bu kadar surdurdun. O kadar hazirliksizdim ki boyle bir kisiye ve aklim o kadar baska seylerle mesguldu ki, acimasiz tavirlar veya cumleler aklima gelmedi bile. Sonuc olarak adama cesur mu demeli, yusuz mu? Siz karar verin.... :)
No comments:
Post a Comment